
şimdi kumsalda oturup dalgaların sesini dinlemek vardı…

şimdi kumsalda oturup dalgaların sesini dinlemek vardı…
bazen insan ‘nasılsın?’ dendiğinde ‘bok gibiyim’ cevabına ‘ben de’ diyebilecek birini arar.

uyandım. saate baktım. 5 dk daha uyuyayım dedim. 50 dk uyumuşum. oha. işe geç kaldım. senin yüzünden. yüzün yüzünden.
hızlı hızlı giyinip çıktım. sonra beni aradın. n’oldu diye.
müdür yanına çağırdı. niye geç kaldın dedi. uyumuşum dedim. telefonun neden kapalıydı dedi. şarjı bitmişti dedim. telefonun açık olsun dedi, önceki müdürler gibi. tamam dedim.
seninle uyumak çok güzel. işe geç kalmaktan nefret etsem de buna değer.
aşık olmak, yere düşen küp şekeri yerden alıp kirlenmiştir diyerek suda yıkamaktır.

müfettiş: oğlum senin orda işin ne?
şaban: ben?
müfettiş: evet sen?
şaban: ben mi?
müfettiş: evet orda başka biri var mı?
şaban: du bakiim.. yokmuş.
müfettiş: ne yapıyorsun orda?
şaban: ben yahniyim.
müfettiş: yahni mi? ne yahnisi?
şaban: ayıptır söylemesi inek yahnisi?
müfettiş: oğlum ineğin yahnisi olur mu?
şaban: olmaz tabi. ben dedim beni külbastı yapın diye ama dinlemediler.
müfettiş: e senin külbastın da olmaz.
şaban: aa, bak külbastım çok güzel olur.
müfettiş: olmaz!
şaban: olur olur.
müfettiş: olmaz! önce eti alıcaksın, bir güzel eziceksin, sonra patatesleri dilim dilim doğrayacaksın. hem nerde bu yahninin soğanı?
şaban: müfettiş tamamdır çocuklar.
müfettiş: mahmut bey, bana bir şeyler oluyor. ben gidiyorum.

sokaklarının sonunda deniz olan bir kente gitmek istiyorum artık,
evime dönmek istiyorum velhasıl kelam…
deveye sormuşlar boynun neden eğri diye.
deve hiç durur mu? yapıştırmış cevabı;
(alıntı)
istisnalar kaideyi bozmaz derler. oysa sen beni darmadağın ettin…
hani böyle daha önce tartıştığın insanla mecburiyetten başbaşa kalırsın da sana bir çay ikram eder ya. sen de yapmacık bir şekilde teşekkür edersin. çok boktan bir durum lan. hiç samimi değil hemde.
fırsat şimşek gibidir. çakar ve gider…